Facebook

Gençliği Fazîletli Amellerle Geçirmelidir


İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri, Mektûbât-ı Şerîfe’sinde buyurdular: “Ey evladım, cemiyet sebeplerinin hepsinin müyesser olduğu fırsat vakti olan bu vakitte, sonra yaparım deyip tehir etmeye asla yer yoktur. Vakitlerin en kıymetlisi olan gençlik yıllarını, en fazîletli ameller işleyerek geçirmek lazımdır. Bu en fazîletli ameller de Allâhü Teâlâ’ya itâat ve ibâdettir.

Yine haramlardan ve şer’an (dîne göre) şüpheli şeylerden sakınarak beş vakit namazı cemâatle eda etmeye devam etmek lazımdır. Nisab mevcut olduğu takdirde zekâtı vermek de İslâm’ın zarûriyyâtındandır. Bunu da isteyerek ve lütuf kabul ederek eda etmek lazımdır. Allâhü Teâlâ, kullarına kâmil olan keremi sebebiyle, bir gün ve gecede (namaz için) sadece beş vakti tayin etmiş; (zekât için) nâmiye, yani vasfında çoğalma olan mallar ile sâime, yani yılın çoğunu otlakta geçiren hayvanlardan da tahkîkan ve takrîben kırkta birini fakirler için tayin etmiştir. Mübahları işlemek için de geniş bir meydan bırakmıştır.

Yirmi dört saatten sadece bir saati Allâhü Teâlâ’ya ibadette geçirmek hususunda tembellik göstermek; kırk hisseden birini fakirlere vermekte cimrilik yapmak; mübahlar için ayrılan bu kadar geniş dâireden çıkıp haram ve şüpheli şeylere düşmek ne kadar büyük insafsızlıktır. 

Nefs-i emmârenin sultan olduğu ve mel’ûn şeytanın kahraman olduğu gençlik vaktinde, azıcık bir amel için çok büyük ecirler verilir. Yarın ihtiyarlık günleri gelip hislerde ve kuvvette zayıflık meydana geldiği, cemiyet sebepleri dağılıp kaybolduğu zamana ulaştığında pişmanlık ve üzüntüden başka bir şey eline geçmez. Belki yarına da çıkamayıp, bir nevi tevbe olan pişmanlık ve üzüntü fırsatını da yakalayamazsın. Peygamber Efendimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem) haber verdiği ve âsî müminleri sakındırdığı ebedî ve dâimî azab önümüzde gelecektir, asla geri kalmayacaktır…
(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, 1/m.96) 

Yorum Gönder

0 Yorumlar