Facebook

Hazret-i Ömer'in Adâleti


Sa’d bin Ebî Vakkâs (r.a.) Kûfe valisi iken, Kûfe’ye bir hükûmet binası yapmak istedi. Bina yapacağı arsanın bir tarafı bir Mecûsî’nin evine bitişik olduğundan Hazret-i Sa’d, Mecûsî’yi çağırtıp evini satmasını istedi. Mecûsî satmak istemedi, daha fazla para teklif etmesine rağmen satmak istemeyince, orada hazır bulunanlar Sa’d Hazretlerine, bu kadar ricâ etmeye lüzum olmadığını ve değeri olan parayı verip evin istimlak edilmesini teklif ettiler.

Mecûsî bunu duyunca korktu; evine gidip hanımına durumu anlattı ve ne yapabilecekleri husûsunda müşâvere ettiler. Hanımı: “Onların Medîne’de “Ömer” isimli bir emirleri vardır. Ona “Emîrül-Müminîn” derler. Kalk onun yanına git de şikâyette bulun.” dedi. Mecûsî de kalkıp Medîne-i Münevvere’ye gitti ve Emîrü’l-Müminîn’i bulup Hazret-i Sa’d’ı şikâyet etti. Hazret-i Ömer (r.a.) şu meâlde bir mektup yazdı: “Ey Sa’d! Bu mektub sana ulaştığında ya hasmını hoşnut et veya kalkıp huzuruma gel!

Mecûsî, mektubu alıp Kûfe’ye döndü, doğruca Sa’d Hazretlerinin makâmına gitti ve Hazret-i Ömer’in mektubunu takdim etti. Hazret-i Sa’d mektubu açınca, yazının Hazret-i Ömer’e âit olduğunu anladı ve hemen rengi değişti. Mecûsî’ye dönerek: “Ne istiyorsan söyle, yerine getireyim; yeter ki beni Hazret-i Ömer’in huzûruna çıkarma. Çünkü ben onun cezasına tâkat getiremem” dedi.

Bu cevap karşısında tamamen şaşkına dönen Mecûsî: “Ey Sa’d! Bana İslâm’ı arz eyle!” dedi ve yapılan telkin üzerine şehâdet getirip Müslüman oldu ve kendi rızâsıyla evini bağışladı.

Sonra ona neler yaşadığını ve ne sebeple Müslüman olduğunu sordular, şöyle anlattı: “Vali’yi şikâyet için Medîne’ye gittim. Emîrin haşmetli bir padişah değil, üzerine eski bir hırka giyinmiş, gayet mütevâzı birisi olduğunu gördüm. Böyle birisinin siyaset ve heybetinden halkın ne kadar korktuğunu da Kûfe’ye gelip gördüğümde kendi kendime: “Bu dinde böyle adâletle hükmeden bir emir olduğuna göre bu din ancak hak dindir.” dedim ve Müslüman oldum.

Yorum Gönder

0 Yorumlar