Facebook

Peygamberimizin (SAV) Bizans Kralı'na Mektubu


Resûlullah (s.a.v.) Hazretleri, Hudeybiye Gazası’ndan döndüğü zaman Rum (Bizans) kralına bir mektub-ı şerîf yazdılar. Ashâb-ı Kirâm’dan bazıları: “Yâ Resûlallâh, Rum tâifesi bir mektubun mührü olmazsa, okumazlar.” dediler. Peygamberimizin (s.a.v.) emri üzerine, gümüşten bir mühür kazdırıldı. Mührün üzerinde “Muhammedün Resûlullah” yazılı idi. Peygamberimiz (s.a.v.) mektubu şerîfi bununla mühürlediler ve Dıhyetü’l-Kelbî (r.a.) ile Rum padişahına gönderdiler. Hicretin altıncı yılı idi. Mektub-ı şerîf şöyledir:

Rahman ve Rahîm olan Hazret-i Allâh’ın ismiyle…

Allâh’ın kulu ve resûlü olan Muhammed’den Rum’un azîmi (büyüğü) olan Hirakl’a! Selam, hidâyete tâbi olanların üzerine olsun. Ben seni İslâm’a dâvet ediyorum. Müslüman ol ki, selâmet bulasın. Ve Allah sana sevâbını iki kat olarak versin. Eğer sen İslâm’dan yüz çevirirsen halkının İslâm’dan yüz çevirenlerinin de vebâli senin boynunadır.

Ey Ehl-i Kitap! Hem bizce ve hem sizce doğru olan bir söze gelin ki: Allah’tan başkasını ilah edinmeyelim. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allâh’ı bırakıp birbirimizi ilah tanımayalım. Eğer kitap ehli bu sözden yüz çevirirlerse deyin ki: Siz şâhid olun, biz muvahhid ve Müslümanız.

Bu mektub-ı şerîfin hulâsası: İslâm’a dâvet edip “Müslüman olduğun takdirde Allâhü Teâlâ Hazretleri sana iki kere ecir verir. Eğer yüz çevirirsen muhakkak sana tâbi olanların dahi günâhı senin üzerinedir.” demektir. İki kere ecir verilmesi demek, bir kere Hazret-i Îsâ’ya îman edip sonra Resûlullah (s.a.v.) Hazretlerine îman getirdiği için fazîlet ve sevap verilmesi demektir, denilmiştir.

Memlük sultanı Melik el-Mansur Kalavun, Seyfüddin Kılıç isimli bir yakınını, bazı hediyeler ile Mağrib hükümdarına gönderdi. O da Seyfüddin’i bir hususa aracılık için Frenk kralına gönderdi. Frenk Kralı ihtimamla sakladığı bir mektup çıkardı. “Bu mektup, sizin peygamberinizin mektub-ı şerîfidir ki ceddim Kayser’e göndermişti. Bize bu zamana gelinceye kadar miras olagelmiştir. Ve Kayser’den beri bu mektup bizde olduğu müddetçe, saltanatın bizim elimizden gitmeyeceğini ecdadımız bizlere vasiyet ettiler. Biz bunu gayet ihtimamla muhâfaza ederiz.” dedi.

Yorum Gönder

0 Yorumlar